30 Ekim 1918 tarihinde imzalanan Mondros Mütarekesi ile Osmanlı Devleti, I. Dünya Savaşı’nın sonunda ağır bir mağlubiyetin ardından teslim olmuş ve zaman içerisinde Anadolu’nun çeşitli bölgeleri işgale uğramıştır. Bu dönem, milletimiz için karanlık ve zor yıllar olarak hafızalarda yer edinmiş, ulusal direniş hareketlerinin doğuşunu tetiklemiştir.
İşgallere karşı ilk tepkiler, bölgesel direniş örgütlerinin kurularak milletin kaderini belirleme yolunda atılmış önemli adımlardı. Bu direnişler, hem halkın iradesini göstermesi hem de ilerleyen yıllarda ulusal direnişin temel taşlarını oluşturması açısından büyük önem taşımaktadır. İstanbul’un işgal edilmesi ise, milletimizin birlik ve beraberlik ruhunun sınandığı en kritik dönemlerden biri olmuştur. Şehir, yabancı güçler tarafından işgal edilerek, ulusal egemenlik hayallerine büyük darbe vurulmuştur.
Ancak, milletimiz yılmadan mücadele ederek, 19 Mayıs 1919’da başlayan Millî Mücadele sürecinde önemli aşamalar kaydetmiş ve sonunda 30 Ağustos 1922’de Başkomutanlık Meydan Muharebesi’nin zaferiyle askerî başarıya ulaşmıştır. Nihayet 9 Eylül 1923’te ise Ankara Antlaşmasıyla İstanbul ve tüm ülke düşman işgalinden kurtulmuş, milli egemenlik yeniden tesis edilmiştir. Bu süreç, uluslararası güçlerin baskısı ve yerli direnişlerin özverili mücadelesiyle destanlaşmış ve yeni Türkiye Cumhuriyeti’nin temelini atmıştır.
