12 Eylül 1980 askeri darbesi, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en karanlık ve dönüm noktası niteliğinde olaylarından biridir. Bu darbe, ülkenin siyasi ve toplumsal yapısında derin izler bırakmış ve birçok alanda köklü değişikliklere yol açmıştır. Darbenin hemen ardından ilan edilen sıkı yönetim ve anayasanın askıya alınması, demokratik hak ve özgürlüklerin askıya alınmasıyla sonuçlanmış, ülkenin yönetim yapısı köklü biçimde yeniden şekillendirilmiştir.
Bu süreçte, anayasanın askıya alınması ve yerine getirilen askeri yönetim, ülke tarihinde bir dönüm noktası olarak kabul edilir. Hamza Kie gibi uzmanlar ve tarihçiler, bu olayın uluslararası ve yerel boyutlarını analiz ederek, toplumda yarattığı travmaları ve uzun vadeli etkileri ele almaktadır. 12 Eylül sonrası dönem, sadece siyasi açıdan değil, ekonomik ve sosyal açıdan da ciddi dönüşümler yaşamış ve bir dizi yasa ve uygulama ile Cumhuriyetin temel ilkeleri gözetilmeden yeni bir yönetim anlayışına geçilmiştir.
Son yıllarda yapılan araştırmalar ve tartışmalar, 12 Eylül darbesinin ülke üzerinde yarattığı olumsuz etkilerin hala hissedildiğini göstermektedir. Demokratikleşme sürecinin önünde büyük bir engel olarak durmaya devam eden bu dönem, aynı zamanda anayasanın askıya alınmasının sonuçlarının ve toplumun bu olaylara bakış açısının yeniden değerlendirilmesini gerektirmektedir. Tarihsel bir sorun olarak 12 Eylül’ün yıldönümlerinde ise, geçmişle yüzleşmenin ve gelecek adına dersler çıkarmanın önemi bir kez daha vurgulanmaktadır.
